Şubat 05, 2007
Şubat 04, 2007
Sonunda gücü hissetmek..
Globalleşme ile ilgili düşüncelerimi daha önce belirtmiştim yine blog da. Sessiz çıglıklar duyuyorum bu sıralar, sessiz kalabalıklardan. "Yeter" die bagıran yürekler...
Hatta o kadar güçlü duyuyorum ki bu çığlıkları, Korkmuyorum bu gücü kendi planlarına alet etmek-kullanmak isteyenlerin karanlığından...
Ama onlarda boş durmayacaklar daha ne kayıplar vericez bilmiorum. Çünkü onlarda sessiz bu aralar ve mutsuzlar. Ve "daha ne kayıplar verdiricez korkusu" yaymaya çalışıyorlar...
Türkiye ve Türk insanı her daim hazır olmalı. Hep daha beterini bekler durum da. ama içimize kapanmak diil daha kararlı yürümek gerek daha saglam adımlarla..
Sakın korkmayın, hezeyanlara gelmeyin. Gücü hissedin, kalbiniz de ki gücü. Ve sizi poh pohlayanlara sadece gülün geçin.. Sizi eleştirenlere güldüğünüz gibi gülün sadece..
Birileri hep ölür, Kalanlar, gidenlerin mirası ile yürür..
Sessizlik, çok büyük bir güçtür. Çünkü tahmin edilemez, davranışı kestirilemez...
Ewt sessizliği seviyorum. Sessiz çogunlukları da seviyorum..
Çünkü onlar; Gözlerine güvenip, sözlerine inanacakları kişiyi sabırla bekleyenlerdir aslında...
Hatta o kadar güçlü duyuyorum ki bu çığlıkları, Korkmuyorum bu gücü kendi planlarına alet etmek-kullanmak isteyenlerin karanlığından...
Ama onlarda boş durmayacaklar daha ne kayıplar vericez bilmiorum. Çünkü onlarda sessiz bu aralar ve mutsuzlar. Ve "daha ne kayıplar verdiricez korkusu" yaymaya çalışıyorlar...
Türkiye ve Türk insanı her daim hazır olmalı. Hep daha beterini bekler durum da. ama içimize kapanmak diil daha kararlı yürümek gerek daha saglam adımlarla..
Sakın korkmayın, hezeyanlara gelmeyin. Gücü hissedin, kalbiniz de ki gücü. Ve sizi poh pohlayanlara sadece gülün geçin.. Sizi eleştirenlere güldüğünüz gibi gülün sadece..
Birileri hep ölür, Kalanlar, gidenlerin mirası ile yürür..
Sessizlik, çok büyük bir güçtür. Çünkü tahmin edilemez, davranışı kestirilemez...
Ewt sessizliği seviyorum. Sessiz çogunlukları da seviyorum..
Çünkü onlar; Gözlerine güvenip, sözlerine inanacakları kişiyi sabırla bekleyenlerdir aslında...
"Sözümü bozdum uleynn"
Sorgusuz sualsiz yazilmak baska bisey karanliga ...Göz acip kapayincaya kadar olmuyorsa aydinlik , esir olmussun olmayan hüzünlü yazilara ...Kalemin bittigi yerde baslar aslinda ...Ruhunu konusturursan eger , kendiliginden yagar satirlara ...............
OPTİO nun bu yazısından kendime bi ders çıkardığım için küs olma halimi askıya alıyorum:=)
Biz Türk erkekleri çook garip oluyoruz eger Türk kültürümüzle hareket edersek. Burada herhangi bir ırkçılık yapmıyorum o da biline benim sağ eğilimli olduğum bilinse de. Bence üstün ırk yoktur. Üstün kültürel farklıklıklar wardır, herhangi bir konuya farklı kültürlerin yaklaşımı bir erdem olabilir
.
Ben bi de Türk kültürü ile hareket edip, akdenizin kalpleri ısıtan, tutku güneşinde de piştiğimden hatta yandığımdanmıdır bilinmez. Aşk la çok samimiyim. Ama sıkıyorum çoğuzaman, biliyorum.
Benim kültürümde; Leylasını arayan, mecnun olmak war, "Ya benimsin, ya toprağın" war, Sevdiğinin gözlerine, abzürd-saf saatlerce bakmak war, Yanaklarını al al edicek sözler söyleyip sonra o yanakları öpmemek gibi açıklanamayanlar war. Soguktan tir tir titremek ugruna ceketini sevdiğine vermek war, "Neye bakıyosun uleyn" ler war. Sarhoş olmak adına, sevdiğinin sözlerini, davranışlarını abartmak war. " Ayı, yavrusunu severken öldürür" ler war.
Küçük bi sitem duyup, kul köle olmalar war. Aç, susuz, uykusuz kalmalar war. " Seviyorum de uleyn!!" de ısrar edip, sonrada "Yalllaaaan söylüyorsun!!" demek war. Koca adam olsada çocuk kadar mızmız olmak war. war oglu war işte.
işte bunların içinde benim sevdiklerim de war, asla tasvip etmediklerimde.
Yine de Alaturkayım işte. Memnunum da..
Kültürdaşlarımada, bu uyarıyı, yolluyorum buradan..
Balkanlar ve Dünyada ki tüm romantik erkeklere önemli duyuru :
Ancak; aşk için söyleyebileceğim tüm güzel sözleri söylemişsem eğer. Artık aşk masalları dinlemeye, aşk sözleri işitmeye ihtiyacım war demektir.
Yoksa, kötü sözler söylenmeye başlar... Kendimize ihanet etmiyelim.
:=)
Bide beni, başkan seçin, hepinize, bi şehrazat posteri vericem:=)
OPTİO nun bu yazısından kendime bi ders çıkardığım için küs olma halimi askıya alıyorum:=)
Biz Türk erkekleri çook garip oluyoruz eger Türk kültürümüzle hareket edersek. Burada herhangi bir ırkçılık yapmıyorum o da biline benim sağ eğilimli olduğum bilinse de. Bence üstün ırk yoktur. Üstün kültürel farklıklıklar wardır, herhangi bir konuya farklı kültürlerin yaklaşımı bir erdem olabilir
.
Ben bi de Türk kültürü ile hareket edip, akdenizin kalpleri ısıtan, tutku güneşinde de piştiğimden hatta yandığımdanmıdır bilinmez. Aşk la çok samimiyim. Ama sıkıyorum çoğuzaman, biliyorum.
Benim kültürümde; Leylasını arayan, mecnun olmak war, "Ya benimsin, ya toprağın" war, Sevdiğinin gözlerine, abzürd-saf saatlerce bakmak war, Yanaklarını al al edicek sözler söyleyip sonra o yanakları öpmemek gibi açıklanamayanlar war. Soguktan tir tir titremek ugruna ceketini sevdiğine vermek war, "Neye bakıyosun uleyn" ler war. Sarhoş olmak adına, sevdiğinin sözlerini, davranışlarını abartmak war. " Ayı, yavrusunu severken öldürür" ler war.
Küçük bi sitem duyup, kul köle olmalar war. Aç, susuz, uykusuz kalmalar war. " Seviyorum de uleyn!!" de ısrar edip, sonrada "Yalllaaaan söylüyorsun!!" demek war. Koca adam olsada çocuk kadar mızmız olmak war. war oglu war işte.
işte bunların içinde benim sevdiklerim de war, asla tasvip etmediklerimde.
Yine de Alaturkayım işte. Memnunum da..
Kültürdaşlarımada, bu uyarıyı, yolluyorum buradan..
Balkanlar ve Dünyada ki tüm romantik erkeklere önemli duyuru :
Ancak; aşk için söyleyebileceğim tüm güzel sözleri söylemişsem eğer. Artık aşk masalları dinlemeye, aşk sözleri işitmeye ihtiyacım war demektir.
Yoksa, kötü sözler söylenmeye başlar... Kendimize ihanet etmiyelim.
:=)
Bide beni, başkan seçin, hepinize, bi şehrazat posteri vericem:=)
....
Biraz Dünya yı umursamam gerekiomuş. Yeni felsefim günlük burç yorumu bu. Bu aralar biraz şarz modunda olucağımdan yazamıyo olucam.
Görüşürüz
Şubat 03, 2007
Hayat:=)
Hayat ta bazen öyle anlar wardır ki kimseye anlatılamaz. Çünkü anlatabilecek kadar güzel kelimeler asla bulunamaz. Bazen öyle duygular wardır ki kendine bile itiraf edilinilemez.
Öyle güzel dilekler wardır ki,
Tanrıdan istenmeden, bir gün bile geçirilemez...
Öyle güzel dilekler wardır ki,
Tanrıdan istenmeden, bir gün bile geçirilemez...
Şubat 02, 2007
Şair kardeş dediin:=)
sevgili kardeşimin bir kulunu çok sevdim adlı esrini buradan yayımlamayı ve bu vesile ile kendi yazıma çıkar sağlamayı blog uma bir borç bilirim:=)
Romantik erkek, Şehrazatını arıyor...
Bu aralar her romantik-kalbi kırık-yalnız erkek, Kadınlara duyduğu güvensizliği aşmak için özel bir kadın imajının peşinden koşuyor. Türkiye de bu arayış Binbir Gece adlı dizi ile tavan yapmış durum da. Aslında bu erkek duygusallığının bir isyanıdır ve tarih boyunca, her çağda, bu isyan kendini göstermiştir.. BinBir gece masalları adlı eserde ki Şehrazat karakteri yüzyıllarca bu arayışın sembolü olmuştur. şimdi Vikipedi den hikayeyi özet geçiim.
Hikâyeye göre Fars kralı Şehriyar. karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar.
Önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyar, geceyi geçirdikten sonra tan vakti kadınları idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder, daha sonra vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan kurar ve Şehriyar'ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Evlendikleri geceden başlayarak, kardeşi Dünyazad'ın da yardımıyla her gece Şehriyar'a çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatır. Tam şafak vakti geldiğinde, hikâyenin en heyecanlı yerinde anlatmayı keser. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazad'ın idamını erteler. Kitabın sonuna kadar, Şehrazad'ın Şehriyar'a anlattığı hikayeler yer alır. Sona gelindiğinde, Şehrazad üç erkek çocuk doğurmuştur ve evlenmelerinin üzerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazad'ın sadakatine inanmıştır. Böylece önceki emrini de kaldırır.
Hikayede benim anladığım, Şehrazat'ın çok özel bir kadın olduğu değil çok özel bir yol benimsemiş olmasıdır.. Her insan özeldir. Biz erkekler, eğer fazlasıyla duygusal isek. Bir kadının gözlerinde ki derin bakışa hayran kalırız veya sözlerinde ki değerli manaya. Ancak işte tam da burada yaptığımız çok büyük bir hata war. Biz hayranlığı abartıya çevirebiliriz ve bu şekilde o kadının gözlerinde veya sözlerinde kaybolmayı dileriz. Oysa Tam da burada mantığıma büsbütün ters düşüp size yeni farkındalığımı açıklamak istiyorum. Kadınlarda bizim gibi aşkı tanımak isteyebilir. Onlarda fedakarlığı, hislerin huzurunu, düşüncelerin aydınlığını yaşamak isteyebilir oysa biz çogunlukla aşk şerbetini yalnız devirmek isteriz. Özellikle genç yaşlarda bu şerbet çok daha sarhoş edici olduğundan bencilliğimizle kafaya dikip, kız arkadaşımıza hiç "rondo" brakmadığımızdan terk ediliriz. Ve terk edilme acısı ile de kadınlara olan güvenimizi yitiririz.
Bu yazıyı malum dizinin, aşkı; çok ii tanımlamasından dolayı, duygusal çevreler de oluşan bir "ah keşke" dienler için yazıyorum. Her insanın aşkı yaşamaya hakkı wardır tek sorun şans tanımaktır. Bir kadın size saatlerce hikayeler anlatır, bir diğeri sizin her dediğinize uyar, diğeri sizi yönlendirir. Önemli olan sizin için ne yapsada, bunu sadece sizin için, karşılksız yapmasıdır.
Güvenilir kadın sadece bir farkındalıktır, bir yıldırımdır. O yıldırımın adı da "Bana, en çok katlanabilen." dir. İşte sizin şehrazatınız:=) neyse..
Hikâyeye göre Fars kralı Şehriyar. karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar.
Önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyar, geceyi geçirdikten sonra tan vakti kadınları idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder, daha sonra vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan kurar ve Şehriyar'ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Evlendikleri geceden başlayarak, kardeşi Dünyazad'ın da yardımıyla her gece Şehriyar'a çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatır. Tam şafak vakti geldiğinde, hikâyenin en heyecanlı yerinde anlatmayı keser. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazad'ın idamını erteler. Kitabın sonuna kadar, Şehrazad'ın Şehriyar'a anlattığı hikayeler yer alır. Sona gelindiğinde, Şehrazad üç erkek çocuk doğurmuştur ve evlenmelerinin üzerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazad'ın sadakatine inanmıştır. Böylece önceki emrini de kaldırır.
Hikayede benim anladığım, Şehrazat'ın çok özel bir kadın olduğu değil çok özel bir yol benimsemiş olmasıdır.. Her insan özeldir. Biz erkekler, eğer fazlasıyla duygusal isek. Bir kadının gözlerinde ki derin bakışa hayran kalırız veya sözlerinde ki değerli manaya. Ancak işte tam da burada yaptığımız çok büyük bir hata war. Biz hayranlığı abartıya çevirebiliriz ve bu şekilde o kadının gözlerinde veya sözlerinde kaybolmayı dileriz. Oysa Tam da burada mantığıma büsbütün ters düşüp size yeni farkındalığımı açıklamak istiyorum. Kadınlarda bizim gibi aşkı tanımak isteyebilir. Onlarda fedakarlığı, hislerin huzurunu, düşüncelerin aydınlığını yaşamak isteyebilir oysa biz çogunlukla aşk şerbetini yalnız devirmek isteriz. Özellikle genç yaşlarda bu şerbet çok daha sarhoş edici olduğundan bencilliğimizle kafaya dikip, kız arkadaşımıza hiç "rondo" brakmadığımızdan terk ediliriz. Ve terk edilme acısı ile de kadınlara olan güvenimizi yitiririz.
Bu yazıyı malum dizinin, aşkı; çok ii tanımlamasından dolayı, duygusal çevreler de oluşan bir "ah keşke" dienler için yazıyorum. Her insanın aşkı yaşamaya hakkı wardır tek sorun şans tanımaktır. Bir kadın size saatlerce hikayeler anlatır, bir diğeri sizin her dediğinize uyar, diğeri sizi yönlendirir. Önemli olan sizin için ne yapsada, bunu sadece sizin için, karşılksız yapmasıdır.
Güvenilir kadın sadece bir farkındalıktır, bir yıldırımdır. O yıldırımın adı da "Bana, en çok katlanabilen." dir. İşte sizin şehrazatınız:=) neyse..
Şubat 01, 2007
Yeni felsefemin ilk yorucu gecesi..
Köyümüze bi sayfa yapalım net alemin de tanınsın dedik. Ben bir kaç taslak hazırlayınca herkez kayboldu ortadan:=) Ama inadına dedim ya yapıcam bu sayfayı kısmetse duyururum buradan da.
Ahhh hemşirilerim ah. gerçi size de kızamıyorum. :=)
neyse bu felsefe ile uyku düzenimide düzenlemeliim anlaşılan:=)
Ahhh hemşirilerim ah. gerçi size de kızamıyorum. :=)
neyse bu felsefe ile uyku düzenimide düzenlemeliim anlaşılan:=)
Ocak 31, 2007
I'v Found The Neverland
Perşembenin gelişi, çarşambadan belli olurmuş. bu sabah biraz buruk ama mutsuz diildim. mesela OPTIO nun, çok güzel, duygusal bi yazısını okudum ama aklıma komik bi parça geldi ki onu da alta koydum.Kahvaltıda annemle, babam henüz bizim olmayan bir yerin üzerine kurmayı planladıkları binanın planları üzerinde ciddi ciddi tartışıyolardı:=) hatta arada benim muhendislik bilgimden de yararlanıyolardı onlara katıldım biraz bende. "İşte baba oranın atalet momentini hesaplamak lazım öle bişi için" veya "drenaj şart" gibi şeylerle:=) Bi ara uyandılar " daha dur ne yapıyoruz " felan dedi babam, annem de "amaaan iki oglumuz war biri gitse dierinden soy yürrür onlar yapar" dedi. (öle bişim war benim onları alıştırdığım işte ben giderim belki die hatta tüm sevdiklerimi alıştırdığım bi durum bu ama böyle konuştular mı sinirlenirim genelde.) Bu sabah, "ii ama, ii bi kız bulsada evlendirsek şu çoçuğu" dedim "sıra mıra dinlemeden" otomatik bi şekilde:=)
İş te, kafamda bindir keçiyi, zapt etmeye çalışıyorum. Hata bir iki gündür. yegenim bişiler zırvalıyo ama hiiç bişi anlamıyorum. Bi ara kulak verdim. " senin canın sıkkın ama merak etme ben işi bitiririm" diomuş.. Canım sıkıldı. İşte O an. Bi farkındalıkta uyandım. "Wer len o roloyu kondarı çekil şöyle de, ustanı izle" diemedim benden büyük olduğu için 5 yaş:=) ama ona benzer bişi ile aldım dizginleri elime.
O an ki farkındalık: Ben hep kendimi adamaya inanmıştım yıllarca. Yıllarca hep birileri için war olduğuma inanmıştım ve alışmıştım bu onursal başkanlığa. Kendi ideallerimin bir bir yıkıldığını izlemiştim içime atıp isyanımı. Aşklarım da hep aldanmıştım, Sevilmek yerine hep ısrarla daha fazla sevmeye inanmıştım. Okulda her notumu ailem için almıştım. Hayatta hep ailemin tercihlerini önüme katmışım. Ve ailem yalan olunca da herşey yalan olmuş benim için tıpkı aşklarımın yalan olduğu gibi.
Karar verdim artık kendim için bişiler yapıcam ama öle laf olsun die diil gerçekten bişiler denicem. Hatta 2 acı çekmeden de yılmıcam mesela.
Mesela: Ben seni bu kadar sevdim, sen beni ne kadar sevebilirsin ilişkilerine girmicem artık.
Aman ehliyetim yok ya arabayı cizersem çarparsam kaygıları ile arabaya binmicem.
Adam askerdir telefon edip hasret türküleri söyletmim demicem.
Şunun saçı güzel ama boyu kısa, bu ise biraz havalı galiba die insan ayırmıcam.
Herhangi bi işte aklıma bişi takmıcam mesela.
Ya şimdi oraya gidersek gençler war buraya gidersek kızlar var diip evde oturmıcam mesela.
Sevindiğim de elaleme haykırıp ta. Kızdığım da içime atmıcam mesela.
Aman efebndim o okur bu duyar diip küfür etmemezlik etmicem mesela.
Sevicem inadına onla olmaz sa diğeri ile denicem, oturup Tanrının o özel kulunun yolunu gözlemicem mesela.
İnadına çalışıcam iş te ve inadına tamamlıcam her işimi de.
Seni seviyorum demekten korkmadığım kadar. Sana çok kızdım diyebilicem mesela.
Benim yüzümden başkalarının hesabını yaparken tüm küçük ayrıntıların hesabını tutmıcam mesela.
İnadına dinlicem insanları wallahi inadına..
İnadına yaşıcam bu sefer, inadına bir kez ayagım takılsa yine kalkıcam 2. sine kadar yine aynı heyecanla yürücem. Ha 2. den sonra beklemeyin benden:=) Bakalım bu sefer de mi gol olmıcak ey Tanrım:=)
Wallahi çok yoruldum zihnimin karanlık koridorlarından.
Farkına varıpta bazı ideallerimin imkansızlığından yine de onlarıda yok saymamaktan çok yoruldum.
Hayır bu tam tersim olucak diil
kesinle diil.
Acılarımla yaşamayı bilicem artık tüm o söylediklerimle yaşamayı bilicem.
Korkularımdan zaten korkmaz iken onlarla mızmızlanmıcam artık.
Ewt bu Dünya da benim gibilere yer yok ama son bir savaş için meydan çok.
Son bir savaş istiyorum Tanrım, 2 yaralık canımla son bir savaşta Destan yazmak istiyorum.
Görmek istiyorum. Tanrım ben kimim bilmek istiyorum.
Onu yaptım bunu yapamadımlarla diil. Neleri yapabilirim görmek istiyorum...
İş te, kafamda bindir keçiyi, zapt etmeye çalışıyorum. Hata bir iki gündür. yegenim bişiler zırvalıyo ama hiiç bişi anlamıyorum. Bi ara kulak verdim. " senin canın sıkkın ama merak etme ben işi bitiririm" diomuş.. Canım sıkıldı. İşte O an. Bi farkındalıkta uyandım. "Wer len o roloyu kondarı çekil şöyle de, ustanı izle" diemedim benden büyük olduğu için 5 yaş:=) ama ona benzer bişi ile aldım dizginleri elime.
O an ki farkındalık: Ben hep kendimi adamaya inanmıştım yıllarca. Yıllarca hep birileri için war olduğuma inanmıştım ve alışmıştım bu onursal başkanlığa. Kendi ideallerimin bir bir yıkıldığını izlemiştim içime atıp isyanımı. Aşklarım da hep aldanmıştım, Sevilmek yerine hep ısrarla daha fazla sevmeye inanmıştım. Okulda her notumu ailem için almıştım. Hayatta hep ailemin tercihlerini önüme katmışım. Ve ailem yalan olunca da herşey yalan olmuş benim için tıpkı aşklarımın yalan olduğu gibi.
Karar verdim artık kendim için bişiler yapıcam ama öle laf olsun die diil gerçekten bişiler denicem. Hatta 2 acı çekmeden de yılmıcam mesela.
Mesela: Ben seni bu kadar sevdim, sen beni ne kadar sevebilirsin ilişkilerine girmicem artık.
Aman ehliyetim yok ya arabayı cizersem çarparsam kaygıları ile arabaya binmicem.
Adam askerdir telefon edip hasret türküleri söyletmim demicem.
Şunun saçı güzel ama boyu kısa, bu ise biraz havalı galiba die insan ayırmıcam.
Herhangi bi işte aklıma bişi takmıcam mesela.
Ya şimdi oraya gidersek gençler war buraya gidersek kızlar var diip evde oturmıcam mesela.
Sevindiğim de elaleme haykırıp ta. Kızdığım da içime atmıcam mesela.
Aman efebndim o okur bu duyar diip küfür etmemezlik etmicem mesela.
Sevicem inadına onla olmaz sa diğeri ile denicem, oturup Tanrının o özel kulunun yolunu gözlemicem mesela.
İnadına çalışıcam iş te ve inadına tamamlıcam her işimi de.
Seni seviyorum demekten korkmadığım kadar. Sana çok kızdım diyebilicem mesela.
Benim yüzümden başkalarının hesabını yaparken tüm küçük ayrıntıların hesabını tutmıcam mesela.
İnadına dinlicem insanları wallahi inadına..
İnadına yaşıcam bu sefer, inadına bir kez ayagım takılsa yine kalkıcam 2. sine kadar yine aynı heyecanla yürücem. Ha 2. den sonra beklemeyin benden:=) Bakalım bu sefer de mi gol olmıcak ey Tanrım:=)
Wallahi çok yoruldum zihnimin karanlık koridorlarından.
Farkına varıpta bazı ideallerimin imkansızlığından yine de onlarıda yok saymamaktan çok yoruldum.
Hayır bu tam tersim olucak diil
kesinle diil.
Acılarımla yaşamayı bilicem artık tüm o söylediklerimle yaşamayı bilicem.
Korkularımdan zaten korkmaz iken onlarla mızmızlanmıcam artık.
Ewt bu Dünya da benim gibilere yer yok ama son bir savaş için meydan çok.
Son bir savaş istiyorum Tanrım, 2 yaralık canımla son bir savaşta Destan yazmak istiyorum.
Görmek istiyorum. Tanrım ben kimim bilmek istiyorum.
Onu yaptım bunu yapamadımlarla diil. Neleri yapabilirim görmek istiyorum...
Yıldızlar da Kayar
Ben bu şarkı da neden hep gülüyordum onu anlamak için koyuyorum da buraya.
Ben galiba ya Ferdi Tayfur'un aslında mutlu gözüken mizacı ile böyle acıklı bi şarkı söylemesine gülüyorum, ya da şarkının sityemine, belki. Belki başka bişi... Ama güzel şarkıymış kendimden utanıcam güldüğüm için:=)
Ben galiba ya Ferdi Tayfur'un aslında mutlu gözüken mizacı ile böyle acıklı bi şarkı söylemesine gülüyorum, ya da şarkının sityemine, belki. Belki başka bişi... Ama güzel şarkıymış kendimden utanıcam güldüğüm için:=)
Ocak 30, 2007
BinBir Gece
"Seni seviyorum çünkü sen benliğime sızdın."
Tanrım ben Bu dizinin müziğini seviyorum.
Yoo ben bu dizinin jeneriğini seviyorum..
yok yokk ben İstanbul'u çooook seviyorum.
Aslında Tanrım ben Aşk a, aşığım....:=)
Tanrım ben Bu dizinin müziğini seviyorum.
Yoo ben bu dizinin jeneriğini seviyorum..
yok yokk ben İstanbul'u çooook seviyorum.
Aslında Tanrım ben Aşk a, aşığım....:=)
Ocak 29, 2007
Güven.
İnsanlara, kendim ile ilgili, pek güvenmek istemiyorum ben. "Çoook acı çektim" gibi arabesk bir parça diil bu güvensizlik. O yada bu şekilde acıya, karmaşa, isyanıma sebep olduğu için güvenmek istemiyorum. İnsanlar pek şaşırtmıyorlar beni, fikren tamamen marjinal bir insanım ve hep aynı yaklaşımları sergiledikleri için güvenmek istemiyorum.
Misal, Bilginin paylaşımının gerekliliğine inanırım ben, ama beni dinlemek istemezler, zorla dinlettiklerim de beni anlamak istemez:=) ama ben hala buna inandığım için hep konuşurum.
Özüm de bir anlatamama sorunu war, beynim de binbir tilki biri önde gider diğeri onun da önüne geçer, anlaşılamam ama hala anlatırım.
Misal, Ben birine değer veririm, beni saplantılı bi sapık sanıcağını bilirim, ancak gider ne kadar çoook değer verdiimi anlatmak isterim, "e sen sapıkmışsın" olunca da "waaay sen bana nasıl sapık dersin" olurum:=) Garip bi insanım işte ne biliim. Dengem yok belki, belki bi mesnet noktası gerek bana, belki bi agırlık havalarda olan aklıma bilmiyorum...
Ancak şuan da şaşkınım biraz, bu nedenlede karışığım, Karışık olduğum içinde kızgınım, üzgünüm, mutluyum vs.
Geçen "bak ben seninle ne sapıkça ilgilendim" dediim biri bana sadece Mona Lisa gülücüğü attı.
"Hahhaha" mıydı? "Canın saolsun" mu? "Ben hesabını sorarım sonra" mı? onun şaşkınlığı işte..
İşte ben buna alışık diilim...
Ha ben buna da takılmış diilim.
Başka bişiin farkındalığı ağırlık sadece aklıma.
Herşeyi oluruna braktım... ne yapacağımı bilemediğimden.
öle işte..
Misal, Bilginin paylaşımının gerekliliğine inanırım ben, ama beni dinlemek istemezler, zorla dinlettiklerim de beni anlamak istemez:=) ama ben hala buna inandığım için hep konuşurum.
Özüm de bir anlatamama sorunu war, beynim de binbir tilki biri önde gider diğeri onun da önüne geçer, anlaşılamam ama hala anlatırım.
Misal, Ben birine değer veririm, beni saplantılı bi sapık sanıcağını bilirim, ancak gider ne kadar çoook değer verdiimi anlatmak isterim, "e sen sapıkmışsın" olunca da "waaay sen bana nasıl sapık dersin" olurum:=) Garip bi insanım işte ne biliim. Dengem yok belki, belki bi mesnet noktası gerek bana, belki bi agırlık havalarda olan aklıma bilmiyorum...
Ancak şuan da şaşkınım biraz, bu nedenlede karışığım, Karışık olduğum içinde kızgınım, üzgünüm, mutluyum vs.
Geçen "bak ben seninle ne sapıkça ilgilendim" dediim biri bana sadece Mona Lisa gülücüğü attı.
"Hahhaha" mıydı? "Canın saolsun" mu? "Ben hesabını sorarım sonra" mı? onun şaşkınlığı işte..
İşte ben buna alışık diilim...
Ha ben buna da takılmış diilim.
Başka bişiin farkındalığı ağırlık sadece aklıma.
Herşeyi oluruna braktım... ne yapacağımı bilemediğimden.
öle işte..
Should i....
Bugün aklımda olan tek şarkı bu..
Kendine saygısı olan hiç bir kimse bu soruyu sormaz!!
Ancak, Kendinden çok daha büyük bir şeye saygısı olan bi apdal bunu sorar.
Benim gibi:=))
Kendimden nefret edicek hadde gelmeden bu geceyi noktalıyorum.
Ocak 28, 2007
Boş Balonus
Aşk, sevgi, hayal artık adı her neyse öle bir balonla sırtımdan asılı binlerce feet yukarılardan Dünya yı izlediğimi fark ettim bugün. Burada yüzünüze çarpan hafif, serin bir esinti ile bazen size selam veren göçmen kuşlardan başka, yeryüzünün mükemmel bir görünümü war. Yaşil, mavi, kahve rengi, siyah ve beyaz tonlarında alaca bir manzara resmi sanki. insan izlemeye doyamıyor . Dertlerden, kederlerden hiçbir iz yok bu resim de. Bugün tam aklım havalarda dolanır iken farkındalığın yıldırımı ile çarpıldım. Meğer benim bu balonla aramda ki en güçlü bağ olan, inanç halatım kopmuş. Nezaman, neden, nasıl.. 5n1k lık sorularla herhangi bir cevap bulamadım. Hala asılıyım, beni bu balona baglayan, ince, dayanıksız, bir düzine, umut iplikçikleri kalmış sadece.
Hayret bu ipler kendilerini taşımaktan aciz görünür iken, beni acaba ne kadar süre taşıyabilmiş? Kesin kopucaklar hatta ansızın, bir garip uykuda, kopmasından çok korktum. Aşağılara inmek imkansız en azından bu balonla bu kadar yüksekten yere inebilmek imkansız. Düşücem mutlaka. ama korkmuyorum düşmekten onunda farkına wardım bugün, ben bu balondan ayrı kalmaktan çok korkuyorum. Alışmışım anlaşılan.
Birden bir başka yıldırım çarptı beni: balon benden ayrılmaktan korkmuyor hatta beni umursamıyor bile, Hiç bişi hissetmiyor aslında, hissedemiyor. O benim seyahatlerimi hissetiklerimi umursayamıyor. çünkü o canlı diil. içi boş aptal bi balon sadece ve ben üzerine isimler yazıp siliyorum sadece. Ben hangi ismi yazssam balon sanki o oluyordu ama olmuyor işte olamıyor. Çünkü canlı diil. Ne kadar büyükte olsa içi sadece hava ile dolu. İşte bu nedenden sinirliim bugün. Boşuna dolaşmışım bu balonla kendimi bildim bileli boşu boşuna.. Kesesim geldi bi hışımla kalan tüm iplikçikleri. ama kesmedim. çünkü o bunu da umursayamayacaktı. ben de karar verdim bu basit iplikçiklerin beni götürdüğü yere kadar gidicem ancak artık o balonun üzerine herhangi bir isim yazmıcam. O balona hayat vermicem bir daha. Sadece düşmeyi beklicem zamanla. belki bu arada zamanla yakınlaşabilirim yeryüzüne hehe az önce bi iplik daha koptu kaldı 11.:=)
Hayret bu ipler kendilerini taşımaktan aciz görünür iken, beni acaba ne kadar süre taşıyabilmiş? Kesin kopucaklar hatta ansızın, bir garip uykuda, kopmasından çok korktum. Aşağılara inmek imkansız en azından bu balonla bu kadar yüksekten yere inebilmek imkansız. Düşücem mutlaka. ama korkmuyorum düşmekten onunda farkına wardım bugün, ben bu balondan ayrı kalmaktan çok korkuyorum. Alışmışım anlaşılan.
Birden bir başka yıldırım çarptı beni: balon benden ayrılmaktan korkmuyor hatta beni umursamıyor bile, Hiç bişi hissetmiyor aslında, hissedemiyor. O benim seyahatlerimi hissetiklerimi umursayamıyor. çünkü o canlı diil. içi boş aptal bi balon sadece ve ben üzerine isimler yazıp siliyorum sadece. Ben hangi ismi yazssam balon sanki o oluyordu ama olmuyor işte olamıyor. Çünkü canlı diil. Ne kadar büyükte olsa içi sadece hava ile dolu. İşte bu nedenden sinirliim bugün. Boşuna dolaşmışım bu balonla kendimi bildim bileli boşu boşuna.. Kesesim geldi bi hışımla kalan tüm iplikçikleri. ama kesmedim. çünkü o bunu da umursayamayacaktı. ben de karar verdim bu basit iplikçiklerin beni götürdüğü yere kadar gidicem ancak artık o balonun üzerine herhangi bir isim yazmıcam. O balona hayat vermicem bir daha. Sadece düşmeyi beklicem zamanla. belki bu arada zamanla yakınlaşabilirim yeryüzüne hehe az önce bi iplik daha koptu kaldı 11.:=)
:=))
Bugün beni güldürebilen 2. şey bu, saçma, basit ancak hoş. Cem Yılmaz'ı özlemişiz..
Şimdi Holywood filmlerinin trailerını daha bi eğlenip izlicem heralde:=)
Işıklar Sönünce
Genellikle bir balo gibidir hayat.
Işıl ışıl takılarla, rengarenk elbiselerle tüm insanlar.
Bir insandan, sırf kulağında ki küpeden veya siyah smokinin üzerine oturmuş olmasından hoşlanabilirsiniz orada. Aydınlık o kadar yogundur ki ayrıntıları kaçırmanız imkansızdır.
Sıcacık salon da istediğiniz kadar ince veya dekolte giyinebilirsiniz üşüme kaygısı duymadan.
Hoş bir müzik yardım eder uğultudan az da olsa kurtulmanıza.
Bi an ışıklar, beklenmeden, sebebi bilinmeden sönse. Artık sadece daha fazla rahatsız eden bir uğultu kalır ortada. Ve oda sıcaklığı aynı da olsa, ürperirsiniz o anda. Tüm o asalet ve ihtişam yok olmuştur. Endişe, ilgisi ile sizi rahatsız etmeye başlamıştır çoktan. Küçücük alevler belirmeye başlar çakmaklardan, şanlıysanız mum bulunur bir yerlerden, her bir masa için ve siz bir masaya sığındığınızda, İnsanların belli belirsiz yüzleri kalmiş olur sadece, o balonun ışıltısından.
İşte orada ya sözlerine inandıklarınıza, güvenirsiniz yada gözlerine güvendiklerinize, inanırsınız...
Işıl ışıl takılarla, rengarenk elbiselerle tüm insanlar.
Bir insandan, sırf kulağında ki küpeden veya siyah smokinin üzerine oturmuş olmasından hoşlanabilirsiniz orada. Aydınlık o kadar yogundur ki ayrıntıları kaçırmanız imkansızdır.
Sıcacık salon da istediğiniz kadar ince veya dekolte giyinebilirsiniz üşüme kaygısı duymadan.
Hoş bir müzik yardım eder uğultudan az da olsa kurtulmanıza.
Bi an ışıklar, beklenmeden, sebebi bilinmeden sönse. Artık sadece daha fazla rahatsız eden bir uğultu kalır ortada. Ve oda sıcaklığı aynı da olsa, ürperirsiniz o anda. Tüm o asalet ve ihtişam yok olmuştur. Endişe, ilgisi ile sizi rahatsız etmeye başlamıştır çoktan. Küçücük alevler belirmeye başlar çakmaklardan, şanlıysanız mum bulunur bir yerlerden, her bir masa için ve siz bir masaya sığındığınızda, İnsanların belli belirsiz yüzleri kalmiş olur sadece, o balonun ışıltısından.
İşte orada ya sözlerine inandıklarınıza, güvenirsiniz yada gözlerine güvendiklerinize, inanırsınız...
Ocak 27, 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)